ANNELER GÜNÜNÜN ARDINDAN…

Ağzı kulaklarında geçirilen bir anneler gününün ardından mutluluk sarhoşu olarak yeni bir haftaya başlamak… Şımartılmak bünyeye iyi geliyor, keşke hergün anneler günü olsa:)

3 çocuklu geçireceğim ilk anneler günü olmasından dolayı bu sene daha bir heyecanlı hissettim kendimi. Hediyem artacağı için dermişim!!! Şaka bir yana, maddi hediyelerden çok düşünülerek yapılmış içten jestler daha mutlu ediyor beni. Eşimin cumartesi akşamından “Sen uyu, Kuziko’ya ben kalkarım yarın” demesi bile paha biçilemez bir hediye kanımca.

Bu seneki ilk hediyem Rüzgarımdan geldi. Pazara kadar sabredemedi minnoşum, cuma okuldan gelir gelmez verdi. Kokulu taşı ve kartı yatak odamı süslüyor artık…

Annenisin odasına uysun diye kokulu taşı lila seçmiş oğluşum:)
anneler günü kartı

Seramik kursunda hazırladığı kalp şeklinde tabak, yaptığı ismim yazılı kolye, aşçılık hünerlerini sergilediği müthiş lezzetli kalpli “Anniş” yazılı tart ve yetiştirdiği çiçeklerden düzenlediği aranjmanla annesini en çok mest edip bulutların üstüne çıkaran Keroşum oldu.

Becerikli oğlumun tartı..
kalpli pasta

Swarowski kolye hediye etse bu kadar mutlu edemezdi beni…
isimli kolye

Kuzikom ise daha birşey yapamadı (babasının onun adına aldığı hediyeyi saymazsak) ama varlığı zaten en güzel hediye... Birkaç sene sonra onun da bıcır bıcır kutlayacağını düşününce nasıl keyifleniyorum anlatamam.

Güneşli günlerin yüzünü göstermesiyle bebeğimle bolbol dışarıda alıyoruz soluğu. Tek sorunumuz Kuzey’in bebek arabasında durmaması. Sürekli kucak istiyor. Aslında bu durum benim için hiç şaşırtıcı değil ne yazık ki. Abileri de bebek arabasında asla durmazlardı bebekliklerinde. O kadar çok imrenirdim ki alışveriş merkezlerinde pusetleriyle rahat rahat dolaşan annelere. Kuzikoya hamileyken “Bari bu sefer pusette memnun bir bebeğim olsun” diye çok diledim ama anlaşılan yeterli olmamış. Ben gene bel ağrılarına mahkum kaldım. Keremle Rüzgar yürümeye başladıklarında hayat benim için daha kolaylaşmıştı alışılmışın tam tersi olarak. Kucakta taşımak yerine hiç değilse ellerinden tutarak dolaşabilmek nimet gibi gelmişti bana. Şimdi aynı şekilde minik adamımın da yürümesini dörtgözle bekliyorum. Herkes çok şaşırıyor ama önceki tecrübelerimden biliyorum ki daha rahat edeceğim. En azından bel fıtığı olma tehlikesinden kurtulacağım:)

İster istemez bol kucaklı günler yaşayıp yürüme mevzusu devamlı evde gündeme gelmeye başlayınca yeni bir iddia konusu da çıkmış oldu: Kuziko’nun kaç aylık yürüyeceği. Keroş tam 1 yaş doğumgününde yürümüştü. Rüzgar ise 10 aylık. Kerem Kuzey’in de kendisi gibi 1 yaşında, Rüzgar 9 aylıkken, ben 10 aylıkken, babamız ise 11 aylıkken yürüyeceğini tahmin ediyor. Bakalım iddiayı kim kazanacak…

Bu haftamız da çok maceralı geçecek, eminim. Katı gıdaya ilk geçiş denememizi bugün yapacağız. Joker’den Philips Avent buharlı pişirici, tabak, kaşık alınarak hazırlıklar tamamlandı. Kuzey’in vitamini bile ağzından püskürtmesinden işimin hiç de kolay olmadığını farkındayım ama iyimser olmaya çalışıyorum. Minnoşum şaşırtır beni umarım🙏

Kabak püresiyle açılışı yapmaya mutfağımız hazır da Kuziko hazır mı?!?
avent buharda pişirici

Maceralı haftayı asi bir jean modeliyle karşılamalı Kuziko:-)

IMG_0698

Herkese de keyifli maceraların eksik olmadığı bir hafta diliyorum…