AYVALIK & MİDİLLİ

Bu yılbaşı ne yapacağız? Gene her sene olduğu gibi bir ay öncesinden başlar bizim yılbaşı programı sohbetleri. Bu sefer fikir eşimden geldi : Ayvalık ve Midilli. Yaz dururken kış ortasında Midilli (Lesvos). Bize yeter ki seyahat olsun yaz kış farketmez, zaten ılıman yerler dedik ve bir ay öncesinden otelleri, feribotları ayarladık. Program süper.

ayvalik

Fakat gitme vakti yaklaştıkça gelen hava durumu haberleri bizi biraz heyecanlandırdı, eşim de bu seyahatten kendini sorumlu hissettiği için bayağı bir huzursuz oldu ama gene de kimse vazgeçmedi. Kar lastiklerimizi taktık  ve 30 Aralık sabahı ( ki bir gün önce şiddetli lodosdan dolayı seferler iptal edilmişti) 7:30 Yenikapı – Bursa feribotuyla   Mudanya’ya vardık. Tatlı tatlı yağan kar eşliğinde yola koyulduk. Yüksek yerler zaten kar tutmuştu. Manzara çok güzel ama ısı gittikçe düştü ve eksi değerlere gelmeden yol biran evvel bitsin istiyordum.  Fakat İvrindi ‘ den sonra yol, iyice karla kaplandı. Birbirimizi takip ederek, yavaş bir hızla yolumuza devam ettik. Biraz yumuşayan karla ama şiddeti hiç eksilmeyen rüzgarla birlikte Ayvalık ‘a saat 1:30 gibi vardık.

Biz geldikten birkaç saat sonra geçtiğimiz yollar kazalardan dolayı kapanmış ve saatlerce yolda mahsur kalanlar olmuş maalesef.

Otelimiz Ayvalık merkezde sekiz odası olan Kydalio Hotel. Sahibi Mehmet Bey, bu eski taş evi alarak tadilat yaptırmış ve yaz sonu da butik otel olarak hizmete açmış. Tadilat ve dekorasyon o kadar güzel olmuş ki, aslına uygun, herşey olması gerektiği gibi. Mis gibi tertemiz odalar, soba üzerinde pişirilen kestaneler, demlenen çaylar, ikramlar, güleryüz bizi Kydalio’ ya hayran bıraktı.

ayvalikayvalikayvalikayvalikayvalik
ayvalik

ayvalik

Öğlen yemeği için Mehmet Bey’in tavsiyesi üzerine çarşı içindeki,  Ayvalık Paşa Çorba‘ya gittik. Çorbalar, zeytinağlılar, et yemekleri oldukça lezzetliydi. Ben kuzu etli arap saçı yedim tavsiye ederim.

ayvalikayvalikayvalik

Kahvemizi hemen beş dakika yürüme mesafesinde olan ‘Şeytan Kahvesi’ nde içeceğiz. Altı yıldır buralara uğramayan kar ve tipi eşliğinde kendimizi kahveye attık. Oldukça büyük bir çingene sobasının ısıttığı bu eski taş yapı, kütüphanesiyle, sobasıyla, tahta sandalyeleriye, vitraylarıyla, tavandan sarkan kristal avizesiyle ve biraz da dağınık görüntüsüyle tezatların birbirleriyle uyumu halindeydi. Kahve ve kekikli adaçayı içtik. Biz unuttuk ama siz giderseniz, buranın koruk suyu meşhurmuş, deneyin derim.

ayvalikayvalikayvalik
ayvalik

Sobanın yanında iyice ısındıktan sonra 19. yüzyıldan kalma Ayvalık sokaklarını dolaştık. Ne kadar güzel ki buralar olabildiğince korunmuş,  ince zevkin ve usta işçiliğin ürünü Rum Evler’i, cumbalı Türk evleri, yenilenmiş ve hala yenilenmeyi bekleyen kiliseler, camiler, arnavut kaldırımlı dar sokaklar, geçmişte yaşanmış onca kültür çeşitliliği ve bıraktığı muhteşem  izler…

ayvalikayvalikayvalikayvalik

ayvalik

Akşam yemeğimiz Cunda klasiği, Deniz Restaurant, gene şömine yanı ve birbirinden leziz mezeler ve tabii yanında dostlar ve yaklaşık 30 yıldır hiç bitmeyen sohbetler…

Yazın masalar deniz kenarında olur ama her bir lokantanın tabelası o kadar büyük ve gereksiz ışıklandırılmıştır ki sanırsınız uzaydan müşteri gelecek. Umarım bu zarif adaya yakışır tabelalar en kısa zamanda yerini alır, 2 senedir yazın gitmediğim için belki de değişmiştir.
ayvalikayvalik

Ertesi sabah  oldukça kalabalık  ama kısa süren gümrük geçişimizden sonra 9:00 Midilli feribotundayız. (iskele hemen Ayvalık girişinde ve biletleri yolun karşısındaki iki acentadan alabiliyorsunuz; Jaletur ve Turyol.) Doğrusu feribotları görünce biraz şaşırdım, hayal ettiğimden biraz küçük ve eskiydiler ama hem Yunan hem de Türk yetkililer tarafından devamlı kontrol altındaymışlar.

Rüzgar oldukça kuvvetli ama kuzeyden yani arkamızdan estiği için etkisini pek hissetmeden bir buçuk saatte Midilli’ye vardık. (Midilli (Lesvos) Yunanistan’ın Girit  ve Rodos’tan sonra en büyük üçüncü adası). Gümrükten geçer geçmez tatlılar, ikramlar, içecekler, Kavala kurabiyeleriyle bizi adalı bir kaç kişi neşeyle karşıladı ve bu çok hoşumuza gitti.

Otelimiz limana beş dk. yürüme mesafesinde Theofilos Paradise Boutique Hotel. Gene içeri girer girmez mastikalar, kurabiyeler, güleryüz…Bavullar odaya (odalar ferah ve temiz) biz  doğru keşif gezisine. Otelden çıkar çıkmaz eski sokakların arasından geze geze çarşıya indik. Sokaklar, dükkanlar cıvıl cıvıl, oldukça kalabalık, herkes akşam için yeni yıl hazırlıklarında. Nar dağıtmalar, yeni yıl şarkıları söyleyen gençler…. Öğlen yemeğimizi, limanın ters istikametindeki lokantalardan birinde yedik ve tabi gene artan yemekler doğruca sokak köpeklerine ve kedilerine verilmek üzere paketlendi.

midillimidilliAkşam için otelde dinlendikten sonra taksi ile 10 dk mesafedeki, ‘Taverna Efkaliptos’ a gittik. Yunanlılar sirtaki, biz de onlara uymak için halay şekline soktuğumuz danslarımızla güle oynaya yeni yıla girmiş olduk. (Kişi başı 20 euro ödedik) Hava hala soğuk ve çok rüzgarlı olduğu için gidilecek yakın yerlere bile gitmek istemedi canımız.  Öğlen çarşıdaki Kalderimi ‘ de yemek yedik, Evelyn Cafe’ de kahvelerimizi ve yeşil çaylarımızı içtik.

midilli

Akşam 6:30 feribotuyla rüzgarın da karşımızdan gelmesinden dolayı biraz sarsılarak Ayvalık Kydalio Otelimize tekrar döndük.

Ertesi gün beyler zeytinyağı fabrikasına, biz tekrar Cunda’ya ve doğru  Rahmi Koç Müzecilik ve Kültür Vakfına tahsis edilip restorasyonu yapılan ve şimdi müze olarak kullanılan ‘Taksiyarhis Kilisesi’ ne gittik. Ardından gene Rahmi Koç Müzeciliğe tahsis edilen ve Emekli Büyükelçi Necdet Kent ve eşinin adının verildiği ve kütüphane olarak hizmete sunulan manastırın değirmenine geçtik. Necdet Kent’in  oğlu  Muhtar Kent babasının 1300 e yakın kitabını buraya bağışlamış ve dileyen herkes bu kitaplardan ücretsiz faydalanmakta. Değirmenin manzarası muhteşem, hava biraz ılık olsaydı dışarıdaki kafesinde mutlaka biraz oturulur, manzaranın keyfi çıkarılırdı. Gene bizi kendine hayran bırakan dar sokaklarda dolanarak sahile indik. Çeşitli süt ürünleri satan dükkanlardan alışveriş yaptıktan sonra kahveler tabi ‘Taş Kahve’de içildi. Ardından hemen arkasındaki  Ayna‘da da henüz ocaktan alınmış ılık sakızlı muhallebiler yendi ve bu seferlik Ayvalık maceramızı da böylece sonlanmış oldu.

Dönüş yolunda  Kydalio Otel’in sahibi Mehmet Bey’in önerisiyle uğradığımız İvrindi yolundaki Köfteci Cemal‘de köftelerimizi yedik.. Belki de geçerken uğramayı düşünmeyeceğimiz burası, hizmette ve mutfakta 4-5 cici bayanın çalıştığı bir yer. Beklentimin üstündeydi. Ayrıca salata ve birkaç meze ise ücretsiz.

ayvalikayvalikayvalik