KANADA TECRÜBESİ

Tınay ailesinin Kanada’ya göç serüvenlerini anlattığımız bu yazı dizisinde
1. bölüm ve 2. bölümü okumadıysanız, tıklayınız.


 3.Bölüm – Annem – Göç – Babam

aysegul tinayKanada’ya göçmeye karar verdiğimizde eşim ve ben 40 yaşındaydık. Çocuklarımız Damla 13, Maya ise 7 yaşında geldiler buraya. İlk bölümde bahsettiğim gibi anneciğimi aniden 25 Mayıs 2010 yılında, küçük kızım Maya’nın doğumgününden 3 gün sonra kaybettik. 2010 Temmuz’unda Montréal’e yerleştik.

2011 Temmuz’unda babam için  Türkiye’ye tatile gittik. Babam, yaz tatilinden sonra buradaki hayatımızı görmek için gelecek, bir kaç ay kalacaktı. 10 yıllık vizesi elinde, planlarımız, hayallerimiz cebimizde hazırdık hepimiz. Ancak kader yine bize oyununu oynadı ve 2 Temmuz 2011’de basit bir safra kesesi ameliyatı için yürüyerek girdiğimiz hastaneden babamın ayakkabıları elimizde çıktık. Demek istediğim, buradaki hayatımızın başlangıcındaki ilk 5 sene içerisinde bir insanın başına gelebilecek
3 büyük travmatik olay
yaşadık.

aysegul tinayAllahtan ki ailece biz buradaki yaşama adapte olmakta zorluk çekmedik. Kızlarım ve ben fransızca bildiğimiz için ve kızların okul hayatına yumuşak bir geçiş yapmaları için biz Montréal’de yaşamayı tercih etmiştik. Çok da iyi etmişiz doğrusu!  Genç Pierre Loti’liler olarak akıcı fransızca konuştukları için okulda hiç sıkıntıları olmadı. Birer sosyal kelebek oldukları için ve de basketbol sayesinde hemen arkadaş edinip kendilerini kabul ettirdiler. Eh ben zaten buraya geldiğimin 4. günü çalışmaya başladım, oysa ne hayallerim vardı tembellik yapmakla ilgili 🙂  Milli basketbolcu olan eşim de gönüllü olarak basketbol antrenörlüğü yapmaya başladı ve zaten günlük rutine girmiş olduk. O gün bugündür hayat böyle devam ediyor hamdolsun.

aysegul tinayBütün bu sıkıntıları yaşarken bir de burada tanıştığımız, dost sandığımız, gereğinden fazla değer vererek evimizi, kalbimizi, kapımızı açtığımız neredeyse tüm –sözüm ona– yakın Türk arkadaşlardan sırasıyla değişik şekillerde darbe yeyip, ağzımızın payını alıp Kanada tecrübesinin “Türk toplumu” kısmını da tamamlamış olduk. Tamamen şahsen yaşadığımız tecrübelere dayanarak, üzülerek söylüyorum ki genel olarak edindiğimiz kanı şu ki, buradaki Türk’ler evrim geçirmiş.  İşlerine geldiğinde Kanadalı, işlerine geldiğinde Türk oluyorlar. Ama işin özü hep aynı, yeni gelen Türk’lerden nasıl faydalanabiliriz. Bu konu ayrıca bir tez konusu! Maalesef ailece kalkanları olan insanlar değiliz bu yüzden biraz yaralandık.

aysegul tinayİnanıyorum ki hepimizin birbirimizin hayatlarına bir şekilde girip çıkmamızda bir sebep var. Eminim bu arkadaşlar da buradaki ilk yıllarımızda bizi yalnız hissettirmediler, görevleri bitti ve hayatımızdan çıktılar. Çok da iyi oldu! Taşlar yerine oturmuş oldu. Şimdi huzurumuz yerinde. Gereksiz dedikodularla ya da kıskançlıklarla uğraşmıyoruz. Yiğidin hakkını yiğide verelim, bu arkadaşlarla birlikte çok keyifli günlerimiz de oldu. Sözüm meclisten dışarı, tabii ki istisnalar kaideyi bozmaz. Burada hala keyif alarak görüştüğümüz, çok sevdiğimiz, çok değerli ,bir o kadar saygıdeğer Türk abilerimiz, ablalarımız, sanatçılarımız ve dostlarımız da var. Kıssadan hisse, Kanada’ya ilk geldiğinizde şayet önceden tanımıyorsanız, ben dahil hiç bir Türk’e güvenmeyin! Ben dahil diyorum cünkü neredeyse bizden sonra buraya gelen hangi Türk’e yardım ettiysek sonunda biz kötü olduk 🙁

aysegul tinayaysegul tinay aysegul tinay