SLOVENYA : LJUBLJANA

Preseren MeydanıGeçenlerde eşim güzel bir sürpriz yaptı ve 3 günlük boşluktan istifade ederek  THY nın 1,5 -2 saat kadar süren uçuşu ile Slovenya‘nın başkenti olan Ljubljana‘ ya gittik. Havaalanından otelimize gitmek için ise shuttle tercih ettik ve 9 ar Eura’ya otelimizin kapısına kadar,  yemyeşil nefis bir orman manzarası eşliğinde geldik.ljubljana

Otelimiz, şehir merkezinde Central Hotel, fiyatına ve konumuna göre gayet güzel. Merkeze yani Preseren Meydanı‘na yürüyerek 7-8 dk. mesafede. Hemen bavullar odaya, doğru Preseren Meydanı’na. Bir an için ” hangi masaldayız?” sorusunu sordum kendime. Şehrin ortasındayım başımda serçeler uçuşuyor, kulağımda bir sokak müzisyeninin akordeonundan çıkan harika melodiler, mükemmel bir şekilde korunmuş, tarih kokan bir şehir ve bu şehri ikiye bölen Ljubljana ırmağı, karşımda tepede heybetli kale ve Alp’ler, cıvıl cıvıl güzel insanlar, hava ise tam bir ilkbahar. Eh daha ne olsun? Preseren Meydanı ljubljana ljubljana

Şair Preseren‘in  heykeli ve bu meydanın bir başka sembolü olan kırmızı renkli Franciskansa Kilisesi‘nin de bulunduğu, Preseren Meydanı‘nın her yöne doğru uzanan sokaklarında ve nehrin diğer tarafında çeşitli restoranlar, kafeler ve mağazalar var. Tanıdık birçok mağazanın yanı sıra  tasarım ürünleri satan butiklerin olması, benim güzelce vakit geçirmem için iyi oldu. Burada büyük bir üniversitenin (Ljubljana Universitesi) de bulunması sebebiyle de havayı güzel bulan gençler sayesinde etraf cıvıl cıvıl ve hareketli.
Çoğunluk ulaşımda bisiklet kullanıyor zira her yol bisikletlilere göre ayarlanmış, ne güzel. Ljubljana Nehri’nin iki yanını birbirine bağlayan köprülerden biri, sevgililerin, aşklarının sonsuza dek kilitlenmesi için astıkları kilitlerin bulunduğu ‘Kilitli Köprü‘.ljubljana ljubljana
ljubljana ljubljana ljubljana ljubljana ljubljana

Yollarda yerlere bile nakşedilmiş, köprülerde, kaldırımlarda, kapılarda görebileceğiniz çeşitli bronz ve demir heykellere ve sanat çalışmalarına rastlıyorsunuz. Şehir gibi bir şehir değil burası:-) Aziz Nicolas Katedrali‘nin kapısına da  Papa’nın ziyareti öncesi kardinallerin temsili bronz heykelleri yapılmış.saint nicolas catedrale saint nicolas catedrale saint nicolas catedrale

Ertesi gün, bir araba kiralayarak sınır komşusu İtalya’ya, 90 km. uzaklıktaki Trieste‘ ye gittik. Piazza Dell Unita d’Italia Meydanı‘nın yakınına park ettik ve meydandaki Caffe Degli Specchi’ de güneşin altında kahvemizi içtik ve cipslerimizi  güvercinlerle paylaştık. Eşim yerinden hiç kalkmak istemedi ama ben biraz heybetli ve tarih kokan bu sokaklarda dolaştım.
Daha sonra yapımı halen sürmekte olan Temple of Monte Grisa Kilisesi‘ne gittik. Arabayla bile o yollarda dolaşmak çok keyifliydi. Buralar  bana eski İtalyan filmlerini hatırlattı. Ama üstü açık bir araba, başımda saçlarım uçuşmasın diye bağladığım çiçekli  bir eşarp ve siyah büyük gözlüklerim eksikti maalesef.:-)   Yolda birçok mağara tabelası vardı, çok ilginç ve görülesi yerler olduğunu biliyorduk fakat vaktimiz yetemeyeceği için uğrayamadık.
Temple of Monte Grisa Kilisesi, tamamen doğal beton görünümünde, etkileyici, fazlaca heybetli, devasa, alışılmışın dışında, modern görünümlü ve şehri tüm güzelliğiyle gören bir tepede.
ljubljanaTemple of Monte Grisa churchljubljanaljubljanaTemple of Monte Grisa church
Ertesi gün doğru Kale‘ye. Yürüyerek de çıkabiliniyor ama biz finükülerle çıktık. Kalenin kulesinden manzara müthiş ama kuleye çıkmak için biraz merdiven var 🙂 Kalenin altındaki zindanlarda ise hüzün var. Ayrıca bir tanesinin kapısında bulunan enstalasyon (10 cm karelik zindanın penceresine yerleştirilen ekranda, orada hayatını kaybeden askerlerin isimleri akıyor ve kulağınıza işkence esnasındaki o askerlerin sesleri geliyor.) çok etkileyici.

ljubljana ljubljana ljubljana

ljubljanaljubljana

Kalenin hemen altında ise hergün kurulan doğal sebze meyve ve çiçek pazarı var. Gezmesi çok zevkli, dayanamayarak eve biraz sebze bile aldık getirdik. Kızıma en güzel hediye oldu bunlar.ljubljana ljubljana ljubljana ljubljana
Hemen pazarın önünde ise , balık halinden taze taze alınmış deniz ürünlerini pişirip satan yemek minibüsleri var. O kadar uzun kuyruklar oluyordu ki biz de merak ettik,girdik kuyruğa ve bunlar için hazırlanmış dışarıdaki tahta masalarda afiyetle balıklarımızı yedik. Pek de güzeldi doğrusu. Gitmeden önce buranın meşhur tatlısı olan gujzina‘ yı da meşhur Kavarna Union‘ da tattık. gujzina ljubljana Kavarna Union
Bir akşam yemek yediğimiz ve çok beğendiğim Julija Restaurant.Julija Restaurant Julija Restaurant Julija Restaurant Julija Restaurant
ljubljanaEn son geleceğimiz gün ise etraftaki kalabalık bizi şaşırttı, meğerse yemek şenliği varmış. Çeşitli yemek okullarının ve şirketlerin kurduğu tezgahlarda, kimisi hemen orada pişirilen inanılmaz çeşit ve lezzetler vardı. Biz de hemen o kalabalığın arasına katılarak bu güzel fırsatı değerlendirdik tabii. Bu da gezimize  ayrı bir renk katmış oldu.

Eşim gitme vakti geldi dediğinde buruldum doğrusu, bu sevimli ve küçük şehirdeki 3 günlük seyahatimizin tadı damağımda kaldı diyebilirim.ljubljanaljubljanaIMG_2153ljubljana