kanada’da bir turk

KANADA VATANDAŞLIĞI

7. BÖLÜM – VATANDAŞLIK

Buraya gelmek için çeşitli başvuru yolları var. Biz ‘skilled worker’ olarak başvurduk ve kanada bayragi‘permanent resident’ olarak geldik. Permanent resident’lar Kadana vatandaşları gibi tüm haklara sahip sadece oy kullanamıyorlar. Kanada vatandaşlığına başvurmak için öncelikle burada 5 yıl içinde minimum 3 sene fiziken yaşamış olmak gerekiyor. Her sene kanunlar değiştiği için bu  bilgi halen doğru mu emin değilim, araştırıp emin olmanızı öneririm. Bunun için aradığınız tüm bilgileri detaylı olarak Kanada devletinin resmi web sayfasının aşağıdaki  link’inden edinebilirsiniz: http://www.cic.gc.ca/english/citizenship/become.asp.

Bu süreyi doldurduktan sonra istenilen evraklarla birlikte vantandaşlığa başvuru yapılıyor. Kanada vatandaşlığı ile ilgili çok fazla üç kağıt olduğuna uyanan Kanada hükümeti, artık işi çok sıkı tutuyor. Her sene zorlayıcı yeni kanunlar çıkıyor. Örneğin son olarak “language proof” yani İngilizce veya Fransızca herhangi bir dilde orta seviyede, çalışacak kadar yeterli dil bildiğinizi istenilen geçerli evraklarla kanıtlamanız gerekiyor. Bunun için bakınız: http://www.cic.gc.ca/english/citizenship/language.asp.

aysegul tinay

Gerekli gün sayısını doldurup vatandaşlık için başvurunuzu yaptıktan sonra, devletten bir teyit mektubu geliyor. Yukarıda vermiş olduğum web sayfasından online olarak başvurunuzun ne aşamada olduğunu size verilen numara ile takip edebiliyorsunuz. Daha sonra postayla vatandaşlık imtihanına davetiyeniz geliyor. Mektubun başlığı: Notice to appear to write a citizenship test and/or for verification of identitiy/documents. Biz yaklaşık olarak başvuru tarihinden 8 ay kadar sonra aldık bu daveti. Şimdilerde başvurulara cevap verme sürecini kısaltmak için çalışıyorlar.

Bu test için ön hazırlık olarak okumanız gereken bir kitapçık var. Kanada  ile ilgili genel kültür tarih-coğrafya ve politikası hakkında bilgiler içeren bir kipatçık bu. Daha önce çıkmış sorulara hazırlanmak için ise şu link’den faydalanabiliyorsunuz: http://www.cic.gc.ca/english/citizenship/renounce.asp.

aysegul tinay

Ayrıca Apple store’dan ücrestiz canadiancitizenshipcounts.ca diye bir uygulama var, onu indirip telefonunuzdan soru/cevapları görebilirsiniz. Bizim faydalandığımız diğer güzel site de bilgi icin: http://www.v-soul.com/onlinetest/. Doğrusunu isterseniz ben çok fazla çalışma fırsatı bulamadım, davet mektubu 1 hafta önce geldi ve yoğun misafir vardı. Ona rağmen telefonumdan sürekli soru/cevap çözüp imtihandan bir gece evvel kitapçığı okuyunca 20/20 sonuç aldım. İlk önce kitapçığı okuyarak başlamanızı tavsiye ederim. Sorular çok kolay ama kitapçığı mutlaka okumak gerekli.

Yazılı çok cevaplı 20 soruluk testin sonunda, tekrar bekleme salonuna geçip, test sonucuna göre mülakata alınıyorsunuz. Eğer aile çocukluysa, ‘çocuklar nerede okuyor’ diye soruyorlar. Ben çocukların bütün karnelerinin dökümlerini evrakların içinde sundum kanıt olarak. Burada evim var dediğinizde, ‘komşunun adı ne?’ ‘En yakın bakkal nerede?’ ‘Hangi alış veriş merkezine sık gidiyorsun’, ‘çocuğunun okuldaki öğretmeninin adı ne?’  ‘Okul size uzak mı’ v.s. gibi sorular soruyorlar yazılı testi geçtikten sonraki mülakatta. Bana sormadılar ama Colombia, Arjantin, Venezuela kökenli iş arkadaşlarıma gelen sorulardan bazıları bunlar. Ayrıca eşleri sırayla mülakata alıp çapraz sorgulama yapıyorlar. Mülakatı takiben yemin töreni için davet bekliyorsunuz. Davetin posta ile 4-6 hafta içinde geleceğini söylüyorlar. Şayet çocuklarınız 18 yaşından küçük ise otomatik olarak vatandaş oluyorlar anne ve babaları ile birlikte.

aysegul tinayŞayet Kanada’da göçmen olarak gelmeyi düşüneniniz varsa, başvurunuzda buradan yardımcı olacak, sizi yönlendirip güvenli ellerine teslim edebileceğimiz bir dostumuz var. Bunun için bana özelden mail ile ulaşabilirsiniz : aysesubutay@yahoo.com.

Burada sadece kendi şahsi tecrübelerimizi yazıyorum, dostlarımla sohbet eder gibi. Onun için eksik ya da atlamış olduğum bilgiler mutlaka vardır. Eksik bir şey dediysem şimdiden affola. Dediğim gibi aradığınız bilgiler en ince ayrıntısına kadar : www.cic.gc.ca/english ya da www.cic.gc.ca/francais/aysegul tinay

Bu aşamalardan geçecek tüm arkadaşlara şimdiden yürekten başarılar diliyorum. Umarım bu bilgilerin meraklılarına biraz faydası olmuştur.

Daha önceki yazılarımdan birinde belirttiğim gibi, biz buraya gelirken kimseyi tanımıyorduk, dolayısıyla sadece kendimize ve “karı-koca” birbirimize güvenerek geldik. Size tavsiyem dünyanın neresine giderseniz gidin yeni tanıştığınız hiç bir Türk’e (ilk 5 sene içinde) güvenmeyin. Montréal’e gelirseniz ve beni önceden tanımıyorsanız bana bile güvenmeyin!!! Sonra üzülen yine ben  oluyorum 🙂
aysegul tinay

Bu haftalık da bu kadar. Sağlıcakla kalın sevgili dostlar…


Tınay ailesinin Kanada’ya göç serüvenlerini anlattığımız bu yazı dizisinde
ilk bölümleri okumadıysanız, tıklayınız.
(1.bölüm / 2.bölüm / 3.bölüm / 4.bölüm / 5.bölüm / 6.bölüm)

KANADA’DA ÇİLEK TOPLAMA

6. Bölüm – Çilek Toplama

Yahu aramızda kalsın ama şu sevgili Katiahome ekibi de çok acımasız!

Bonkör bonkör her hafta koyuyor yazıları blog’a. Hiç demiyor ki kardeşim nasıl yetiştirecek her haftaya bir yazı. Oysa ki 4. bölüme kadar bir gün ilham geldi, oturdum şakır şakır yazdım. Eh arada haliyle tıkanıyor insan “ne yazacağım şimdi?” diye. Ama ilham geldiği gün, akıllı ben, yazacağım diğer konu başlıklarını da not etmiştim. Siz sevgili dostlarımızın da zevkle okuduğunu ve güzel yorumlarını görünce “İlham” abiyle sıkı arkadaş olduk, artık ekip çalışması yapıyoruz! Bizde hikaye çoooooook! Buyrun çilek toplamaya o zaman…aysegul subutay tinayHaziran 2012’de, yine eşim gibi profesyonel basketbolcu olan kayın biraderim (ki kardeşim diyeceğim çünkü doğduğundan beri tanıyorum) Umut Tınay da basketbol kariyerini noktalayıp bizi ziyarete geldi. Mevsim çilek mevsimi olduğundan, hiç bir aktiviteyi kaçırmamaya yemin etmiş olan ben, hemen ayarlayıp evin yakınındaki çiftlikte “Çilek toplama günü” ilan ettim ve Umut’un geldiğinin ertesi günü ailece ilk defa çilek toplamaya gittik. Reklam olur mu bilmem ama meraklısına web sayfasını takdim ediyorum: www.lafermequinn.qc.ca/ www.quinnfarm.qc.ca .

aysegul subutay tinay

Çanakkale’de tarladan domatesleri toplarken, Leyla ablacığım bana buraları kastederek demişti, “Kanada’ya gittiğinde orada da çilek , elma v.s. toplamaya gideceksiniz, üzülme” diye. Yeri gelmişken kulaklarını çınlatalım hemen sevgili Bulkat çiftinin. El de sallıyorum, gördüler mi acaba?!

Çiftliğin “Giriş”inde çilek dolduracağin kovayi seçip ona göre para ödüyorsun. Sonra resimde de gördüğünüz gibi, traktörün çektiği bir arabaya binip tarlaya gidiyorsunuz kalabalık gruplar halinde. Uyanık çiftçi! Çileklerini toplatmak için hem seni çalıştırıyor hem de üstüne para alıyor:-) Ama  çalışma hakkını çilekleri toplarken patlayana kadar çilek yiyerek veriyor. Bunun keyfi  paha biçilmez! Tabi sonrasında eve getirdiğin çilekleri yemeye yerin kalmadığı için bir kısmını ertesi güne saklayıp diğer büyük kısmını da reçel yapmak için ayırıyorsun. Bu sayede hayatımın ilk reçelini de yapmış oldum. Buyurun tatlı bir ilk daha!aysegul subutay tinay

Bu çiftlikte her mevsime göre bir aktivite var. Kışın Noel için özel yetiştirilmiş cam ağaçlarını kızakla gezip aralarından ağacını beğenip alıyorsun, sonbaharda elma toplama sezonu. Québec’in elması da çok meşhur . Elma sevenler için söyleyeyim, hem sert, hem tatlı, hem sulu vallahi! Ağzının suyu akanları gördüm!! Bu iki aktiviteden elma toplama hala yapılacaklar listesinde, ama çok arı olduğunu söylediler ondan biraz erteliyorum galiba…


Tınay ailesinin Kanada’ya göç serüvenlerini anlattığımız bu yazı dizisinde
ilk bölümleri okumadıysanız, tıklayınız.
(1.bölüm / 2.bölüm / 3.bölüm / 4.bölüm / 5.bölüm)

KANADA’DA DÜĞÜN YAPTIK!

Tınay ailesinin Kanada’ya göç serüvenlerini anlattığımız bu yazı dizisinde
ilk bölümleri okumadıysanız, tıklayınız.
(1.bölüm / 2.bölüm / 3.bölüm / 4.bölüm)

5. Bölüm: Kardeşimizi evlendirdik 🙂

Geldi bir yaz kaldı bütün yaz diye buna derler işte! Yazın turist olarak ziyaretimize gelen kardeşimiz Umut’a, burada kalmak isteyince, ilk önce öğrenci vizesi aldık. Daha sonra, şimdiki sevgili eşi Mandy Lacombe ile tanışıp evlenmeye karar verdiler.

kir dugunuBizim evin bahçesinde, noter huzurunda harika bir aile düğünü yaptık!
aysegul tinayDüğünde sadece kız tarafından anne – cici baba- anneanne-erkek kardeş-baba ve cici anne, erkek tarafından ise biz Tınay’lar, 1 sene önce Halifax’a gelin giden yeğenimiz İdil ve sevgili eşi Caner Bolten, onları ziyerete gelen ikiz yeğenlerimizden Duygu Arıbal vardı.
kir dugunukir dugunu

 

 

 

 

Bu kadar sade ve güzel bir düğün daha görmedim. Hayal bile etmediğimiz kadar harika bir düğün oldu.

aysegul tinayBiz tabii halay çekmeden, göbek atmadan düğün mu olur diyerek sevgili  dostum Seyran Delice’nin taaa Mısır’dan hediye getirdiği kırmızı kuşağı Kanadalı gelin Mandy’nin beline bağladık!  Analı-kızlı Kanadalı’lara göbek de attırdık!
aysegul tinay
Gökten üç elma düştü, biri Umut’un başına, biri Mandy’nin başına, biri de Mandy’nin karnınaaaa…Adını Arthur Malik Tinay koydular. İsmi ile yaşasın tüm bebeler gibi, şansı bol, kaderi güzel olsun. Su anda 6 aylık oldu bile en minik yakışıklı Tınay.
kir dugunu

KANADA TECRÜBESİ

Tınay ailesinin Kanada’ya göç serüvenlerini anlattığımız bu yazı dizisinde
1. bölüm / 2. bölüm  / 3.bölümü okumadıysanız, tıklayınız.


4.Bölüm – Kanada’da Hayat

Negatifliklerden bahsedince içim karardı vallahi! Birazda havadan sudan konuşalım! Buraya ilk geldiğimizi duyan Kanadalılar ilk önce, bizi sevgiyle selamlayıp ‘hoşgeldin’ diyor ve hemen ardından ‘Kanada’da ilk kışınız mı olacak‘ diye soruyorlardı. Sonra yüzlerindeki muzır ifadeyle ‘Oooooh! Wait & see!’ yani ‘bekle ve gör‘ dediler. Allahtan ilk kışımız öyle soğuk geçmedi. Bir kaç kar fırtınasıyla atlattık. Ama tabii ki sizlerle paylaşacak bir hikayem var!

aysegul tinayEsim birazda spor olsun diye ‘kar temizleme işini ben yaparım’ dedi. Heyhat! ilk kar fırtınasında eşim seyahatteydi ve karları küremek bana kaldı. Olay aynen şöyle gelişti: Kar yağmaya başladı, benim tabii çok hoşuma gitti. Aksam 10:00 gibi yatmaya hazırlanırken, daha önce bahsettiğim arkadaşım Yasmin aradı, ‘ne yapıyorsun’ dedi? ‘Iyi vallahi kar çok güzel yağıyor onu seyrettim yatacağım şimdi’ dedim. ‘Ha!ha! sen öyle san! Simdi üzerine bi şeyler giyip karları küremeye başla çünkü sabaha evden çıkamazsın karlar birikirse’ dedi. Hani Kanada’ya göç eden İzmir’linin hikayesi dolanır etrafta, bilmem bilir misiniz? İşte aynen ben de o duygular içinde, bir yandan da ilk kar fırtınasında evde olmayan sevgili eşimi sevgiyle anarak karları küreyip sabah hazır oldum. Kan ter içinde yatmam 12’yi buldu! Ertesi sabah kalktığımda ise evimin tam çıkışında belediyenin kar temizleme aracının yaptığı buzdan barikatla boğuşmak zorunda kaldım. Aynı yıl ikinci kar fırtınasında, eşim bu seferde büyük kızımın USA’deki basketbol turnuvasından dönüyordu. Yine buzlardan  barikatı temizleyip onlara yolu açıp hazırlamak bana kaldı!

aysegul tinay

Montréal’de 4 mevsim var. Sonbahar yeşil, sarı, kırmızı renkleriyle tek kelimeyle müthiş! İlkbahar ise çevredeki boyumuzdan büyük her renkte mis gibi  leylak kokularıyla, doğanın yem yeşiliyle müthiş. Yazın sıcaklık +30’lara çıkıyor, hatta 2011 yazında rutubet ile hissedilen +40 oldu! Yani Montréal’de yazın +30, kışın -30 dereceleri rahatlıkla tecrübe edebilirsiniz. Evet burada kış soğuk ama şimdilik bizi çok rahatsız etmiyor doğrusu. Ona göre giyinip çıkıyorsun. Sıcak evinden iki adım ötedeki önceden ısınmış sıcak arabana biniyorsun. Otoparktan sıcak iş yerine 5-10 adım attıktan sonra güne sıcak kahveyle başlayıp devam ediyorsun. Yani sizlerden tek farkımız şu aradaki 5-10 adim 🙂  Ağustos’ta bile üşüyen ben’den duyduğunuz bu yorumlara inanın! Hele simdilerde -30’da Mont Rigaud’ya kayak dersleri almaya gidiyorum! Eşim bile bana inanamıyor;-)

Senede bir kere Şubat ayında, Québecois (Kebekua diye okunuyor – yani buranın yerlisi) bir aile ile birlikte Ice fishing‘e (yani donmuş gölün üzerinde delik açıp balık avlamaya) gidiyoruz. İşin aslı balık avlamak değil. İçerisinde soba yanan sıcak kulübe’de tavuk suyuna çorba, şarap ve yanında dışarıda yapılan mangal, asil mesele! Çocuklarla donmuş gölün üzerinde buz hockeyi de oynadığımız da oluyor arada.

aysegul tinay aysegul tinay

Diğer yandan, yaşadığımız bölge şehir merkezine 30 km uzaklıkta, dolayısıyla kızımı okula bırakırken yolda ‘Dikkat ceylan çıkabilir’ tabelaları var. Ya da bazen tilkiler geçiveriyor önümden. Rakunlar, sincaplar burada bizim sokak kedi/köpeği gibi pek çok… Yani doğal ortamında bu hayvanlarla günlük hayatta karşılaşabilecegimiz enfes bir doğal ortamda yaşama lüksüne sahibiz burada.Attachment-1 (13) aysegul tinay aysegul tinay aysegul tinay

Yazları ise ailece daha bol zaman geçirebilmek için küçük bir yelkenli aldık. Bununla birlikte tabii ki eşimle yelken dersleri ve ehliyeti aldık. Küçük kızım Maya kendi kategorisinde klüpte ders almaya devam ediyor ve buna bayılıyor. 17 yaşındaki Damla ise yaşı gereği daha çok güneşlenme derdinde:-)  Ayrıca dostlarımızla yelkenlide peynir ve şarap partileri de yapıyoruz. Yazın tek negatif yönu buradaki sivrisinekler. Ama öyle bildiğiniz gibi değil, biraz daha büyük olsa serçe diyeceksiniz. Ve isiriklari pek felaket! Yine de bizi sene de bir çadırlı kampa gitmekten alıkoyamıyorlar:-)

aysegul tinay aysegul tinay aysegul tinay

Soğuk Kanada günlerinden sıcacık sevgilerle…

KANADA TECRÜBESİ

Tınay ailesinin Kanada’ya göç serüvenlerini anlattığımız bu yazı dizisinde
1. bölüm ve 2. bölümü okumadıysanız, tıklayınız.


 3.Bölüm – Annem – Göç – Babam

aysegul tinayKanada’ya göçmeye karar verdiğimizde eşim ve ben 40 yaşındaydık. Çocuklarımız Damla 13, Maya ise 7 yaşında geldiler buraya. İlk bölümde bahsettiğim gibi anneciğimi aniden 25 Mayıs 2010 yılında, küçük kızım Maya’nın doğumgününden 3 gün sonra kaybettik. 2010 Temmuz’unda Montréal’e yerleştik.

2011 Temmuz’unda babam için  Türkiye’ye tatile gittik. Babam, yaz tatilinden sonra buradaki hayatımızı görmek için gelecek, bir kaç ay kalacaktı. 10 yıllık vizesi elinde, planlarımız, hayallerimiz cebimizde hazırdık hepimiz. Ancak kader yine bize oyununu oynadı ve 2 Temmuz 2011’de basit bir safra kesesi ameliyatı için yürüyerek girdiğimiz hastaneden babamın ayakkabıları elimizde çıktık. Demek istediğim, buradaki hayatımızın başlangıcındaki ilk 5 sene içerisinde bir insanın başına gelebilecek
3 büyük travmatik olay
yaşadık.

aysegul tinayAllahtan ki ailece biz buradaki yaşama adapte olmakta zorluk çekmedik. Kızlarım ve ben fransızca bildiğimiz için ve kızların okul hayatına yumuşak bir geçiş yapmaları için biz Montréal’de yaşamayı tercih etmiştik. Çok da iyi etmişiz doğrusu!  Genç Pierre Loti’liler olarak akıcı fransızca konuştukları için okulda hiç sıkıntıları olmadı. Birer sosyal kelebek oldukları için ve de basketbol sayesinde hemen arkadaş edinip kendilerini kabul ettirdiler. Eh ben zaten buraya geldiğimin 4. günü çalışmaya başladım, oysa ne hayallerim vardı tembellik yapmakla ilgili 🙂  Milli basketbolcu olan eşim de gönüllü olarak basketbol antrenörlüğü yapmaya başladı ve zaten günlük rutine girmiş olduk. O gün bugündür hayat böyle devam ediyor hamdolsun.

aysegul tinayBütün bu sıkıntıları yaşarken bir de burada tanıştığımız, dost sandığımız, gereğinden fazla değer vererek evimizi, kalbimizi, kapımızı açtığımız neredeyse tüm –sözüm ona– yakın Türk arkadaşlardan sırasıyla değişik şekillerde darbe yeyip, ağzımızın payını alıp Kanada tecrübesinin “Türk toplumu” kısmını da tamamlamış olduk. Tamamen şahsen yaşadığımız tecrübelere dayanarak, üzülerek söylüyorum ki genel olarak edindiğimiz kanı şu ki, buradaki Türk’ler evrim geçirmiş.  İşlerine geldiğinde Kanadalı, işlerine geldiğinde Türk oluyorlar. Ama işin özü hep aynı, yeni gelen Türk’lerden nasıl faydalanabiliriz. Bu konu ayrıca bir tez konusu! Maalesef ailece kalkanları olan insanlar değiliz bu yüzden biraz yaralandık.

aysegul tinayİnanıyorum ki hepimizin birbirimizin hayatlarına bir şekilde girip çıkmamızda bir sebep var. Eminim bu arkadaşlar da buradaki ilk yıllarımızda bizi yalnız hissettirmediler, görevleri bitti ve hayatımızdan çıktılar. Çok da iyi oldu! Taşlar yerine oturmuş oldu. Şimdi huzurumuz yerinde. Gereksiz dedikodularla ya da kıskançlıklarla uğraşmıyoruz. Yiğidin hakkını yiğide verelim, bu arkadaşlarla birlikte çok keyifli günlerimiz de oldu. Sözüm meclisten dışarı, tabii ki istisnalar kaideyi bozmaz. Burada hala keyif alarak görüştüğümüz, çok sevdiğimiz, çok değerli ,bir o kadar saygıdeğer Türk abilerimiz, ablalarımız, sanatçılarımız ve dostlarımız da var. Kıssadan hisse, Kanada’ya ilk geldiğinizde şayet önceden tanımıyorsanız, ben dahil hiç bir Türk’e güvenmeyin! Ben dahil diyorum cünkü neredeyse bizden sonra buraya gelen hangi Türk’e yardım ettiysek sonunda biz kötü olduk 🙁

aysegul tinayaysegul tinay aysegul tinay

KANADA TECRÜBESİ

Tınay Ailesinin Kanada’ya göç serüvenleri yazı dizisinin ilk bölümünü okumadıysanız tıklayınız


2. Bölüm

Eveeet, kaldığımız yerden devam edelim…

 aysegul subutay tinayÇocuk yuvasında 8 ay çalıştıktan sonra, 2 ay başka bir arkadaşın zayıflama merkezinde çalıştım. Fırsattan istifade iki çocuktan sonra üzerime yapışan kilolarımdan da yıllar sonra bu sayede kurtulmayı başarıp üniversitedeki halime geri döndüm, bonus oldu. Fakat çalışma saatleri aile düzenimize uymadığı için oradan da başka bir şirkette kendi mesleğim olan yönetici asistanlığı görevinde 1,5 yıl çalıştım. Burada değinmeden edemeyeceğim, 16 senelik profesyonel iş hayatımda Türkiye’de böyle felaket bir Türk patronum olmadı. Kaldı ki en kötüsüyle kıyas bile edilemeyecek kadar zor bir işverenle, “Kanada tecrübesi çarkı”nı döndürmeye devam etmek için dişimi sıkıp böyle bir dönemden geçtim. Detayları bende saklı!

aysegul subutay tinayCanımı kurtarmak için, 43 yaşında yeni bir kariyer yapmayı deneyeyim dedim ve Kanada’nın bilinen bankalarından Scotiabank’da “teller” yani gişe görevlisi olarak işe başladım. Amaç, finans eğitimim olmadığı için, mesleğe ilk etaptan başlayıp öğrenerek yavaş yavaş yükselmekti. ’18 yaşındaki öğrenciler yapıyor ben neden yapamayayım’ dedim ve banka macerama başladım.  Eğitimler ve çalışma süresi toplam 8 ay kadar sürdü. Bu işi hiç sevemedim ve baktım ki sabahları işe giderken stres tavan yapıyor ve ömrümde yaşamadığım değişik semptomlar baş gösteriyor, bir gün aniden “ne ben sizin değerli vaktinizi alayım ne de siz benim, herkes bildiği ve sevdiği işi yapsın” diyerek oradan da kaçıverdim. Bu arada belirtmek isterim ki ben öyle sık sık iş değiştirmeyi hiç sevmem. Sevdiğim işi bulana kadar daldan dala atlamam bu sebeptendir aslında. Yine de bana kalırsa bu işlerde fazlaca dayandım. Scotiabank dahil buraya kadar olan iş hayatıma gelince, sağ olsun bana destek veren Türkler sayesinde işler hep benim ayağıma geldi ve ben kendi başıma iş arama fırsatını ancak bankadan ayrıldıktan sonra bulabildim. Bana kalırsa Kanada’ya geldiğimde yapmam gereken ilk iş buydu ama 3,5 senemi aldı bu noktaya gelmek. Ama öte yandan Kanada tecrübesi cepte oldu.

aysegul subutay tinayBu arada benim için önemli bir noktaya değinmek istiyorum. Üniversite’den 1995 yılında mezun olur olmaz çalışmaya başladım ve bankadan istifa edinceye kadar aralıksız çalışmaya devam ettim. Dolayısıyle bu boşluktan faydalanıp kendimi ruhen ve bedenen yenilemek için hayatta 5 ay kadar bir mola aldım. Son 1 yıldır bileğimin hakkıyla işe kabul edildiğim mutlu, mesut çalışmakta olduğum Kanadalı bir firmada yönetici asistanı olarak hayatıma devam ediyorum.

Uzun lafın kısası bekleyen derviş muradına ermiş, ben de buraya gelişimizden 3,5 yıl sonra zorlu yollar kat ederek kendime uygun iş ortamını buldum. Tabii bu zamana kadar sürekli bahsettiğim Kanada tecrübesi, özellikle de kötü patronla yaşadığım tecrübe, bu işi almama vesile oldu. Yani her şer’de bir hayır var, sıkın dişinizi sıkabildiğiniz kadar arkadaşlar!

Yazının devamı, haftaya 🙂

KANADA’YA GÖÇ ETTİK BİZ

ayşegül sübütay tınayBen Ayşegül Sübütay Tınay, geçenlerde yine burada yazdığım dostluk yazısından beni biraz olsun tanıyor olabilirsiniz. Katya’cığıma söz verdiğim gibi siz sevgili Katia Home Deco okurlarına konuk yazar olarak Kanada’ya yerleşme maceramızdan bölümler halinde bahsedeceğim. Kısaca anlatmayı çok isterdim ama biliyorsunuz ki evini, aileni, sevdiklerini ve sevgili vatanını geride bırakıp gitmek öyle kolay olmuyor.

Toronto’ya ailesiyle yerleşmeye karar veren sevgili arkadaşım Julide’nin yerine çalısmaya başladığımda, devir teslim yaparken 1 ay birlikte çalışma fırsatımız oldu. Ve bu zaman zarfında Kanada göçmenliğine başvuru yapmamız için benim aklımı çeldi. Bu yüzden ona her zaman müteşekkirim.

Başvurumuzu yaptıktan yaklaşık 11 ay sonra vizelerimiz çıktı, hiç bu kadar çabuk cevap beklemiyorduk. Sabah eşimi arayıp sevinçli haberi verdim, hadi gidelim artik dedim! Tabii hayatın bize oynadığı oyunları yaş aldıkca yaşayarak biz de öğreniyoruz. Aynı gün öğleden sonra canım anneciğimin ölüm haberini aldım. Hayatımızdaki bu büyük şoku hazmedebilmek ve 82 yaşındaki babamı, çocuklarımı ve eşimi alıp öylece terketmek fikri bile zor geldi. Ekim 2009’da Montréal’e “landing” yaptık. Bir hafta kalıp donduk. Bu arada Çanakkale’de tanıştığımız değerli büyüklerimiz ve dostlarımız Leyla & Ertuğrul çiftinin kızları Yasmin’le tanıştık. Ertesi yıl, canım babamın da desteği ile evimizi olduğu gibi bırakıp, sadece valizlerimizi alıp, kapıyı çekerek evden çıktık ve Temmuz 2010’da Montréal’e yerleşmek üzere geldik. Geldiğimin dördüncü günü iş bulma lüksüne sahip oldum. Sağ olsun Yasmin bana tam da o sırada yeni açtığı çocuk yuvasında iş teklif etti, ben de Kanada tecrübesi çarkı dönmeye başlasın diyerek önüme gelen bu teklifi tabii ki geri çevirmedim ve buradaki çalışma hikayem böylece başlamış oldu. Bu arada söylemeden edemeyeceğim, Yasemin’e sayesinde benim gibi çocukları, bebekleri çok seven birine uygulamalı olarak çocuklardan nasıl nefret edilir’i öğrettiğini her firsatta dile getiriyorum! Hayatımdaki en zor işlerden biriydi doğrusu.

Kanada tecrübesi çarkına gelince, burada iş bulmak için diplomalı olmak, diplomanın yeterliliğini almak yetmiyor. Tabii ki gelen göçmenleri kimse tanımadığı için başlangıçta HİÇ KİMSE olmayı kabul ederek buraya gelmek gerekiyor. Ya Kanada’da geçerli bir sertifikan ya da Kanada tecrüben olması gerekiyor ki iş bulma şansın olsun. Yani kısaca, burada da dünyanın her yerinde olduğu gibi ekmek aslanın ağzında.

Yazılarımın devamı hazır, her hafta yeni bir bölümlü sizlerle paylaşacak Katia Home Deco ekibi, bu arada Kanada’ya göçmenlik ile ilgili sorularınızı buradan cevaplayarak sizlere yardımcı olmaya da çalışacağım. Bizi izlemeye devam edin anaciiiim…

Kanada’dan kucak dolusu sevgilerle…

aysegul subutay tinay